Benim kalbim nûr ile mâlum, lâkin meclis-i insâf meflûç, Ben ki müfterî sanıldım, âlemde nifâka mecbûr, Yâd-ı vuslat, levh-i meçhûl. Hüsn ü cemâlin pâyimâl eyleyen zehr, Sevda dedin, lâkin n’eyledin aşkı? Ser-be-ser sevda terennüm ettim. Hangi ferman erişir de yakar beni? Hâlik mı yargılar, yoksa beşer mi? Ben mi ki bâğî, ben mi ki nâ-pâk, Yoksa sen mi ensar? Sözde mürüvvet, özde sefâlet. Hakkı severdim ben, lîk insâf bulamadım, Gāşî sükût içinde, aşkı dahi tanımadım. Veçh-i hakîkat güneş gibi doğar, Zulmette boğulmuş sinende efkâr. Mîzan-ı kalbin cühâl elinde, Sarf eylemişsin aşkı heder, bâri yâr. Ben ki mazlûm-u aşkım, gönlümde arâr, Ne vakit haktan söz etsen, aynada yüzün utanıpta yere bakar. Varsın eyleyin hicv-i nefsinle gam, Aşkın meşâmında kalmaz merham. Sevdayı takdis edip, imanı mihenk kıldın, Hâlbuki aşka meşrûdiyet biçilmez beşer hükmünce. Benim muhabbetim pâk-ı hâlis iken, Senin nazarında küfr-i mübîn sayıldı. Sana derdim ki: Ey müsellâh dil, Senin aşkın eşiğ-i vukūf ...
Zira seninle ahdettim bu cânı,
Sensiz kararmaz ne gece, ne sâhı,
Sâbâ rüzgârında o şevk-i nâzlı gözlerin,
Bu fakirin canına olma cânânım âdâ.
Ey dilârâm fermanın başım üstüne,
Sensiz her bir sabahım karanlık bir asr-ı rüsvadır,
Gönül dergâhına her gün yalvarır,
Sözlerim mecalsiz, lîsânım âciz.
Ey aşk-ı mükerrem, bu dildeki âh-ı giz,
Hicrân elinde yıkılsa da bin âlem,
Yine dilerim seni, vefâ ile döndüğün gün, âlem olur şad,
Kim ayırdı ki bizi, ey cân?
Bin lânet olsun o baht-ı bî-samân.
Ey nâzenîn, sensiz ömür, zâyi olmuş bir bahar,
Gül-i bâğ-ı hayâlim, şeb-i târum sen, bu gönlüm hârum sen,
Bir sefîne-i hâsî, bir fuzûlî,
Sendedir bâkî sevdamın her zerresi.
Yorumlar
Yorum Gönder