Benim kalbim nûr ile mâlum, lâkin meclis-i insâf meflûç, Ben ki müfterî sanıldım, âlemde nifâka mecbûr, Yâd-ı vuslat, levh-i meçhûl. Hüsn ü cemâlin pâyimâl eyleyen zehr, Sevda dedin, lâkin n’eyledin aşkı? Ser-be-ser sevda terennüm ettim. Hangi ferman erişir de yakar beni? Hâlik mı yargılar, yoksa beşer mi? Ben mi ki bâğî, ben mi ki nâ-pâk, Yoksa sen mi ensar? Sözde mürüvvet, özde sefâlet. Hakkı severdim ben, lîk insâf bulamadım, Gāşî sükût içinde, aşkı dahi tanımadım. Veçh-i hakîkat güneş gibi doğar, Zulmette boğulmuş sinende efkâr. Mîzan-ı kalbin cühâl elinde, Sarf eylemişsin aşkı heder, bâri yâr. Ben ki mazlûm-u aşkım, gönlümde arâr, Ne vakit haktan söz etsen, aynada yüzün utanıpta yere bakar. Varsın eyleyin hicv-i nefsinle gam, Aşkın meşâmında kalmaz merham. Sevdayı takdis edip, imanı mihenk kıldın, Hâlbuki aşka meşrûdiyet biçilmez beşer hükmünce. Benim muhabbetim pâk-ı hâlis iken, Senin nazarında küfr-i mübîn sayıldı. Sana derdim ki: Ey müsellâh dil, Senin aşkın eşiğ-i vukūf ...
Zifiriye aşina oldum bu karanlıkta
Sabahın ışığı aymaz oldu,
Ayılacak iken bir vakit
Savrulurum şafağa
Belki zamandır dermanım,
Derman-ı âlâ lokman
Hekim olamadı âşka,
Merhemi yoktur merhemden gayrı
Bilâkis bundan ötesi nedir bilmem
Bildiğim tek şey idi o da sen
Şimdi oldum bak Sokrates
Onu da bilemiyorum ey güzelim
Yine derim dön gel diye
Buna cevap vermeyen güzel neyler,
Kendisini anlatamam
Kelimelerim mahcup kalır,
Bende var idi iki mekan
Bende bulundu tek mekan
Biri sen biri ben
Şimdi bendeki mekana sığmaz
Kelimelerim yazdıklarıma sığmaz
Namelerim pek derin
Düşündükçe gider bu füsun
Sen yok iken ne mana taşır bilemem.
Yorumlar
Yorum Gönder