Benim kalbim nûr ile mâlum, lâkin meclis-i insâf meflûç, Ben ki müfterî sanıldım, âlemde nifâka mecbûr, Yâd-ı vuslat, levh-i meçhûl. Hüsn ü cemâlin pâyimâl eyleyen zehr, Sevda dedin, lâkin n’eyledin aşkı? Ser-be-ser sevda terennüm ettim. Hangi ferman erişir de yakar beni? Hâlik mı yargılar, yoksa beşer mi? Ben mi ki bâğî, ben mi ki nâ-pâk, Yoksa sen mi ensar? Sözde mürüvvet, özde sefâlet. Hakkı severdim ben, lîk insâf bulamadım, Gāşî sükût içinde, aşkı dahi tanımadım. Veçh-i hakîkat güneş gibi doğar, Zulmette boğulmuş sinende efkâr. Mîzan-ı kalbin cühâl elinde, Sarf eylemişsin aşkı heder, bâri yâr. Ben ki mazlûm-u aşkım, gönlümde arâr, Ne vakit haktan söz etsen, aynada yüzün utanıpta yere bakar. Varsın eyleyin hicv-i nefsinle gam, Aşkın meşâmında kalmaz merham. Sevdayı takdis edip, imanı mihenk kıldın, Hâlbuki aşka meşrûdiyet biçilmez beşer hükmünce. Benim muhabbetim pâk-ı hâlis iken, Senin nazarında küfr-i mübîn sayıldı. Sana derdim ki: Ey müsellâh dil, Senin aşkın eşiğ-i vukūf ...
Elbet ki gönlümün gülşeni idin,
Seni bir masal eyledim ömrüme,
Ey canımın dîvânesi, gözümün nûru,
Seninle ömrüm bahârdı, sensiz hazân oldu,
Kalmadı gönlümde ne sevinç, ne sürûr,
Gözlerime bakıp da gitmek niye,
Aşkınla mest olan beni böyle terk eylemek niye?
Geri dön ey nazlı yar, terk etme yüreğimi,Gönlüm sana sadık, ahdım seninle baki,
Döndüğünde affım hazır, sevdam dahi bâki,
Ey yâr, bir lahza hatırla sevdanı,
Ben hep buradayım, bekleyen pervane misali.
Yorumlar
Yorum Gönder